
Anektodlar
;
Kısım 1
Konu : Hayat , acılar ve ölümlerle çok çabuk silinen geçici zevklerin ötesinde Bir şey olmalı...
Hayat , acılar ve ölümlerle çok çabuk silinen
geçici zevklerin ötesinde Bir şey olmalı.. Gerçekten
de öylemidir ? Hayat gerçekten geçici zevklerin
ötesinde birşeymidir.?
Aslında hiçbiride değildir. Hayat ; öyle geçici zevklerin ötesinde veya geçici bir zevk değildir.
Öncelikle bir düşünün gerçekten hayat nedir? , nasıl tanımlanır ?.
Buna karşı birşeyler hayal edelim. Kafanızı sallayın , daha sonra zihninizi “0” ( sıfır )'a indirgeyin ve kendinize göre hayat tanımı yapın.
Örneğin; Kendimize “Hayat” nedir diye soralım ve başlayalım cevaplamaya. Buna somut gerçeklikle veya somut nesnellere dayatarak başlamayalım öünkü somutlaşmış , gerçekleştirilmiş veya gerçeğe yakın betimlerden uzak durunuz. Bunun sebebi fikir yürütmemizi ve kendimize özgü somut ve soyut düşüncelerimizi aksedemiyeceğimizin nedenidir.
Şimdi bu kavramı parçlara ayırarak cevaplandırma yoluna gidelim en son olarak parçaları birleştirip kendi bakış açımızı ortaya çıkartacaktır.
İlk önce “Hayat” ile başlayalım...
Hayat ; Tamamen başlangıç ile sonun temel aldığı durumun ana başlığıdır. İstesekte istemesekte başlangıcın içersinde buluruz kendimizi buna ana başlığın başlangıcı diyoruz. İçersinde milyarlarca konu ve başlıklar barındıran en geniş kapsamlı konu başlığı olarak bakabiliriz. Bu nedenle en temel kategorisi ise “Yaşam”'dır. İçerisinde bulunan evreleri farklı biçimlerde tanımlayalım. Denizi düşünelim ve bu yolda tanımlamamızı yapalım. Bazen dalgalı , bazen durgun , bazen hırçın , bazen sessiz ama korkutucu , bazen ölümcül bir tuzak , bazen mutluluğun simgesi oluverir.
Hayatta aynen bu şekildedir. Güzelleştirmek ellerimizde gibi gözüksede gerçekte değildir. Peki bu durumda bizim elimizde olmadığı halde neden elimizdeymiş gibi gösterilir işte bu durumda taraflılık ortaya çıkar. Bunlar güçlü ve güçsüzler olarak sınıflandırılır. Hayat kısaca , yaşamın varoluş ve sonun ilk ve son başlığıdır. Sonu sadece ilahlarda gizli ve belirginsizdir.
Hayatı olabildiğince kısa özetlerle tanımladık. Tabiki nokta koyduk lakin farkındaysanız noktayı kesinlikle son olarak koymadık ucunu daim açık bıraktık. Tek nedeni var oda hayatın tanımı tamamen farklılıklar halinde tanımlanabilir kılınması her kişinin kendisine ait yaşam felsefesi olduğu var sayılırsa bu durumda var olan özgür düşüncelere karşı her zaman yer verilebilmesi için kesin bir nokta koyamayız koymamalıyız bu nedenle hayat kavramının tanımını sadece belirli gözlerle anlatımını ortaya koyarak bakış açılarının nasıl yansıtılması gerekirliğini göstermiş olduk. Unutmayın her gerçek sizin gerçeğiniz olma zorunluluğuna sahip değildir bu nedenle gerçeklerimizi gerçek kılacağımız yegane yer zihnimiz ve anektodlarımızdur...
Geçelim ikinci parçaya , neydi ikinci parçamız? Acılar ve ölümler , şimdi acılar ve ölümler parçasını açalım...
Kısım 1:
Konu : ½
Acılar ve Ölümler ;
Hayatın içersinde var olan olumsuzluklar ve kayboluşlardır. Acılar vardır yanında da ölümler. Acılar yaşamın aslında temel kurallarından sayılır veya saymalıyız. Nedeni aslında çok basittir düşünün hayatınızda yaşamınız boyunca hiç acı çekmemişsiniz ve birgün içiniz acıyor ve yanıyorsunuz anlam veremiyorsunuz , çünkü acıyı tatmamışsınız. Hayatınızda hiç acılır Bir şey yememişsinizdir acılı Bir şey yediğinizde bu durumdan kurtulabilmek için alternatif fikilerede sahip değilsinizdir. Oysaki bir bardak hafif ılık su içseniz geçeciktir. Siz bunun yerine soğuk gazoz içmeyi tercih etmişsinizdir ama sadece acıyı bir sürleiğine durdurmuş ve tekrar canınız yanmaya başlamıştır. Daha sonra çıkmaza girer belkide pes etmişsinizdir veya pes edeceksinizdir. Halbuki hayatınız boyunca daha öncelerinde acılı birşeyler yemiş olsaydınız bunu düzeltebilirdiniz. Çünkü daha önceden tecrubelisinizdir. Yaşamınız bboyunca acılar görmüş olduğunuzda aslında kendimizi sanssız hissetmemeliyiz bu durumda kesinlikle kendimisi bilgilenmiş ve güçlenmiş olarak görmeliyiz. Artık hayatınızda yaşamanız boyunca acılara karşı eğitimtli olmuşsunuzdur. Peki ya Ölüm ?...
İşte en önemli konuda budur , ölüm... çünkü acıyıda içersinde barındırır. Ölümü yaşayan değildir acının kıskacında olan , gerçekte bencil ruha hapsolmuş kişilerdir acının kıskacında kalan. Ölümlerle karşılaşan kişiler ölümğn temeline karşı bakış sergilemez direkt olarak ölüm yaşına , ölüm şekline bağlı kalarak kendisine hüzün bahçesi hazırlar ve bu bahçeyide terkedilmiş , yalnız bırakılmışlıklarla doldurur. Yaşamı boyunca bu bahçeyi doldurur. Peki çok sevdiğiniz kişi öldüğünde bu denli saplantılığamı bürünülmeli ?
Tek ve net cevabı HAYIR dır. Çünkü ölüm doğuşla birlikte gelir. Bazen zamanlo , bazen zamansız , bazen acılı , bazen korkutucu. Sadece tek ortak nokta vardır bu da ölümdür. Kısaca doğuşla birlikte olması gereken göçtür. Acılar ve ölümler biz insanın yaşamında var olması gereken en önemli gerçekliktir. Ölüm ve acı sönmeyen mum'dur , çünkü yanan mum her zaman acı ve ölümü birgün yaşayacağımızı ve bunu bilerek hareket etmemiz gerektiğini hatırlatır. Unutulmamalıdır ki yanan tek bir mumumuz olsa bile bu mumla birlikte aydınlığı günlendirmek zor değildir. Tükenmeyin , unutmayın ki yanan bir mumunuz var..!
Kısım 1:
Konu : 1/3
Geçici zevklerin ötesinde Bir şey olmalı....
İlk okuduğumuzda aklımıza gelen geçiciliğin çok ötesinde Bir şey olarak algılanmasıdır. Ya da daha da farklılaştırabiliriz.
Şimdi yaşamımız boyunca gördüğümüz ve yaşadığımız her an'ı kısa gilme olarak düşünelim gerçekten geçici zevklerin ötesindemi... ben bunu kendi çercevemden bakarak açıklayacağım. Evet belki Hayatımız, acılar ve ölümlerin yaşandığı an'lar içersinde geçicilik kavramı söz konusu dahilinde değildir. Belkide yapımız gereği geçiştiremiyoruz , sentezlenebilir lakin tek bir doğruya varamaz. Bu nedenle acı ve ölümü hayatın bir bütünü olarak yaklaşalım ve diğer kavramlarla yolumuza devam edelim.
Hayatımız genel olarak geçici zevklerin ötesinde Bir şey değildir. Çünkü geçici zevkler an an değişebilir ve sabitleştirelemez. Zevkler her daim farklılık gösterebilir ve kişiden lişiye farklılık gözetebilir. Bu nedenle hayatımız boyunca yaşadığımız her an geçicilikle ve kısır döngüyle donanmıştır. Yaz ve kış gibi yazları denize girmek kışları kar'da kaymak veya kışları yanan bir sobanın üzerinde kestane pişirmek , bunlar kısır zevklerdir ve dönemseldir. Özlem duyulur , acı çektirmez. Hayatımız boyunca yaşadığımız her an'lar içersinde yaşadığımız zevklerin ucu tamamen acıktır onlarca cilt halinde aksiklobediler halinde yazılar anektodlar yazılabilir. Bu nedenle hayatımızda yaşadığımız zevkler hem geçiciliğin ötesinde hemde geçiciliğin içersinde barınmaktadir.
Başlığı toparlamayı yapmıyoruz sadece sentezlemenin içersine giriş yaparak konuyu tamamen kendi sentezlemelerimizin içersinde durarak ve daha sonra tekrar içine girerek başlığımızı kendi bakış açımızla dengeleme yoluna girmeliyiz. Unutmayın bir başlık bütün olarak cevaplandırabilir , lakin en etkili ve doğru yöntem parçalara bölerek cevaplandırma yöntemidir.