"Biraz ara verelim,yalnız kalmaya ihtiyacım var" cümlesiyle başlar aslında herşey.Ama o kafa ne toparlanır ne de birileri aranır.O arada hep bir "acaba" kalır içinde.Tam o sırada  belirsiz bir acı vardır, hissedersin yüreğinde.Acıyan yeri kopartıp atmak istersin, ama beceremezsin.Olan şeyin ayrılık olduğunu kabullenemezsin.

"Böyle olamazdık biz.En başta diğerlerinden farklıyd
ık.Birbirimizle iyi anlaşırdık.O bana öyle bir şey yapmaz, benim canımı acıtıp gitmezdi." diye söylenirsin.Ayrılmış mıydık şimdi biz diye sorarsın kendine. İnanmak istemezsin bunun adına ayrılık konulduğuna. Adı her ne olursa olsun ama ayrılık olmasın istiyorsundur. İçinden derin çığlıklar atarsın kimsenin seni duyamayacağını bile bile.Ama hep bir umut vardır belki de duyan olur diye.O an anlamışsındır ki telafisi yoktur artık yaşanılanların.

Dayanamıyorsundur artık.Duvarlar üstüne üstüne geliyordur.Gidip konuşacağım dersin.Ve gidersin...

-ne yaptım sana? kötü bir insan mıyım?.. seni aldattım mı?.. canını mı yaktım?..

Ama tabi ki hepsinin yanıtlarının "hayır" olduğunu biliyorsundur.

Ve can alıcı soru gelir ardından..

-Peki neden?..

Gözlerinin içine doğru bakar ve...

"Ben seni haketmiyorum.Sana layık değilim" der.Anlamışsındır bunun o sıradan ayrılık sözcüklerinden olduğunu.Susarsın.Kafanı öne doğru eğersin.Artık yalnızsındır o kapıdan çıktığında.Kendini nelerin beklediğini, hayatının artık ne kadar zor olacağını biliyorsundur.Son bir sitem olarak "Kahretsin yine herşeyi mahfettin" dersin kapıdan çıkarken.

Umay umay'dan hareket vaktini mırıldanmak düşer artık sana.O bir şekilde geride kalmıştır.Artık o da diğerleri gibidir.Bastığın kaldırımlara dökülmektesindir damla damla, yağan yağmur damlaları gibi...

kumdan kaleler'in sana dair'i olursun duruma göre. Bu ne senin ondan ilk kaçışıdır; ne ilk düşüşüdür onun, senin yüreğine; ne serden son geçişindir, ne de son küsüşündür kaderine.

Tüm bunlara rağmen eritirsin içinde kin ve nefretini.Yine de kıyamazsın ona.Gizli özne'nin özür dilerim'i gibi. özür dilersin çünkü çıkıyorsundur artık onun hayatından. Ama kapıyı çok sert kapatmazsın, elin çarpıp çıkmaya varmaz. hatta giderayak onun için dilek bile tutarsın; onun yeni hayalleri de ikisinin hayalleri gibi olmasın, yarım kalmasın diye.

Ama o çizmiştir çoktan yolları; sana "iki yol" kalır. ama o da,gitme ister.Ayrılmanızı istemez içten içe. ne kadar sorsa da "nereye?" diye; çoktan onun çizdiği iki yoldan birini seçmiş, yola koyulmuşsundur bile.

Biliyorsundur hiçbir şeyin unutulmayacağını.Geceleri göz pınarların kuruyana kadar hıçkıra hıçkıra ağlayacağını.Hiçbir şeyi geri gelmeyeceğini ve ne söylersen söyle herşeyin aynı kalacağını.Gitarcı'nın "Ne desem"i gibi...

Düşünürsün bazı yaşanmışlıkları aradan geçen yılları , ortak anıları düşünüp durusun. Lakin biryerde tıkanıp kalırsın neden diye soramazın kendi suçlarsın suçlarsın suçlarsın.... Seviyorsundur , ona anlatmak istediklerin vardırama kelimelere dökemiorsun , bir türlü kafan almıyor. Sonra gine kendine bakıp sen hakedilmeyensin sen iyi olansın ve bu yüzden hiçbir güzellik sana sunulmamıştır. Sen acı çekmeye mahkumsun. Ayrılık gelebilir bu mümkün olabilir dersin kendine ama bu böyle olmamalıydı dersin. Evet öyle olmamalıydı da. 

 

Biz insanlar bazen herşeyi bildiğimizi ve herşeyin kendimizce mantıklı olduğunu düşünürüz veyahut gerçekten her istediğimizin kendimiz için en iyi olduğunu sanırız. Belki haklılığı vardır tamamen soyut bir durumdur. Lakin her başlangıcın sonu hep aynımı olmalıdır hayır aynı olmamalıdır çünkü aynı olursa zaten başlangıç olmamış demektir peki neden başlangıçları doğrusal veyahut mantıksal anlamlarda start vermiyoruz.

Düşünüyorum bazen herşey bana göre tersken gerçekten düzgün olan benmiyim ? Tabiki de düzgün olan ben olmayabilirim , bana göre olan şeyler başkalarına göre olmaya bilir. Peki ortak bir doğrusal kavram yokmudur..?

16 Mayıs'ta İzmit'e gitmek için yola çıktım ilk önce Kadıköye uğramam gerekiyordu ki uğradım Dostum Onur'u aradım daha doğrusu yoldayken de irtibat halindeydik oda işten o gün erken çıkmış ve böylece Experl Mitting yapalım dedik herneyse Kadıköy isklelesinin önünde balıkçıların ordan bir yarım ekmek arası aldım dedim onur gelene kadar biraz atıştırim. Yemek esnasında kafamda sürekli birşeyleri düşünmeyi veyahut hayal etmeyi severim bilmiyorum ama küçüklüğümden beri yaptığım şeydir.
Tabi sentezlemeden aklıma sinop'tan tanıdığım lakin ailesinin istanbul'da olduğu sadece 2 yıl Sinop'ta öss'ye hazırlanan bir arkadaş vardı Adı Tuğçen birden bire kafama yer edivermiş bulundu bende kendi ütopyamda olabilir belki birgün Bakırköy'de rastlaşırız dedim kendisi Trabzon'da okuyordu tabiki. Lakin Sinop'tayken bana Bakırköy'de falan takıldığını sölemişti yada ben öyle hatırlıyorum neyse öle ufak bir hayalini yaşadım aslında kendime yasak olan bir yaşamın içersinde bulunan bir kişiydi Tuğçen lakin bazen zor olanı ve imkansızları düşünmeyi seviyorum diyerekten böyle bir zenkleme yaşamış olabilirim kendimce.
Neyse tabi hayalimden sonra 10 dk geçti veya geçmedi bu arada da yarım ekmeğimde bitmiş bulunmaktaydı bir dal sigara yaktım etrafa bakınarak içiyordum , birden sağ tarafa doğru döndüm nedenini bilmiyorum ama döndüm ve Tuğçen'le göz göze geldik aslında o anda beynimden okadar film şeritleri geçtiki onları burada yazmam kendimi biraz caıtasyoncu olarak yansıtabilir. Neyse merhaba , merhaba diyerekten şaşkınlıkla max. 1dk 55 saniye falan sürmüştü sanırım trabzona geçmesi gerekiyormuş ve erkek arkadaşıyla birlikte ayrıldılar yanımdan. Şimdi kendime halan sorular sormaktayım neden hep olmaması gereken hayalleri kurduğumda 10 dk sonra gerçekleşmesi gerekiyor. Neden kendim için güzel şeyler hayal ettiğimde gerçekleşmediğini sorar dururum kendime. Ve en sonunda cevabını buldum sorularımın.
Ben korkularımla yüzleşmek ve istemediğim şeylerin başıma gelmesini biraz meslek haline getirmişim veya hobi nasıl algılanırsa. Çünkü hayatımdaki bütün kötü yaşantıların hepsini daha önceden sorgulayıp ve olacakları daha önceden kendime sölemişimdir. Peki bile bile neden lades dersin ergin...!
İşte size bunu ne anlatabilirim nede açıklama yapabilirim burdan..

Yazı yazmayı seviyorum aslında konuşmayı ve dinlemeyi daha çok seviyorum , ama çevremde beni ben olarak anlayacak ve bana konuştuklarımda evet haklısın ama böyle böylede birşey var neden bu yönde de bakmıyorsun diyecek arkadaşlarımın olmamasından dolayı içimdekileri kıskaslayarak bir şekilde kusmayı tercih ediyorum.
Okadar çok yalnızım ki bunu birtek ben biliyorum , öyle acınacak haldeyim ki bunu gine ben biliyorum. Son 1 aydır bir çok kişiye belli bişiler söz verdim buluşma , gezme , eğlenme , sohbet , vb gibi sözler ve hepsine de ihtiyacım vardı ama hiçbirine de gidemedim katılamadım. Geri de dönemedim çünkü biliyorum ki ben onlara kendimi anlatamiyacam ve onlarda beni anlamayacaklar. Kafamda 1001 türlü sorunlar var ve ben hiçbir kimseyi sorunlarıma dahil etmek istemiyorum. Ama arkadaş çevremdekiler haklı olarak beni bencil , umursuz , veya sözünün eri değil olarak ergin adının yanına böyle sıfatlar yerleştirmelerinde haksız da sayılmazlar. Gerçekten içimdekileri kafamdakileri sizlere anlatabiliyor olsaydım gerçekten aslında böyle olmadığını göreceksiniz. Lakin sizlere haksız edemem..

Öncelikle burdan yazıyı bitirmeden önce Sevgili Arkadaşlarımdan Özür Dilemeyi Bir borç bilirim. Burdan isimlerini yazmak isterim ama son zamanlarda sitem isimler bazında inceleme altında kimseyi ikinci defa zan altında bırakmak istemem bu nedenle bu yazıyı okuyan arkadaşlar zaten kendilerini anlayacaklardır. Sizlerden tekrar tekrar özür dilerim ve sizlere söz veriyorum ki ilerleyen zamanda kendime gelecek ve sizlere bunları telafi edeceğime dair söz veriyorum.

Neyse bu kadar zırvalık yeter okuduysanız ve okuyarak güldüyseniz gerçekten beni mutlu edersiniz ama öle boş boş okuyupta vaybe gibi cümleler sarf ederseniz beni gerçekten üzersiniz..

 

Bir atıfta bulunucam ; Ben sizlerin arayıpta ulaşamadıklarınıza , yolda her gördüğümde selam veririm , Neden mi onlar var oldukca ben güçleniyorum , sizler var oldukca ben olgulaşıyorumda o yüzden ... ; ) Bana ulaşmak zordur şayet 1 kere arayıp telefonu kapatıp 2. yi aramazsan ozaman bana ulaşabilirsin. Namüsait değilimdir ama yalan konuşmak istemem.. Bazen konuşamayacağın zamanlar olur ya ben o dönemlerin içersindeyim yaşıyorum sağyım gebermedim merak etmeyin.... =)